
Günün ilk ışıklarıyla birlikte uyandığım bir salı sabahının yüzümde bıraktığı bitkinliğin izleri dahi silinmeden başına oturduğum sanal alemin, öncelikli olarak ziyaret ettiğim sitelerinden biri olan
Galatasaray.org'da gezinirken, daha ilk bakışta gözüme çarpan
Tarihte Bugün köşesinde yer alan bir yazı; okudukça beni şaşkın bir tebessüme sevk etmekle birlikte, içimde uyandırdığı derin merakın neticesinde de araştırmaya yönelmişti: "
Sakallı Ketema Galatasaray'da"
05 Ağustos 1965 tarihli olayın ayrıntılarına göre:
Habeşistan (
Etiyopya) Milli Takım'ın da formasını giyen
Yilma Ketama, o sezon başında Yunan kulübü
ARIS Thessaloniki F.C. ile anlaşma imzalamış. Buna müteakip, Yunanistan Futbol Federasyonu’nun yabancı oyuncu oynatma yasağı getirmesi üzerine, Selanik Limanı'ndan kalkan ilk gemiye atladıktan sonra soluğu İstanbul'da almıştır.
Dönemin başkanı
Suphi Batur tarafından
Ali Sami Yen'e çıkarılan Ketema, bir de
Gündüz Kılıç'ın değerlendirmesine tabi tutulur. Malum o zamanlar Youtube gibi nimetler yok ki hemen videolarına bakılıp değerlendirilsin(!)
"Eh biraz zayıfsın, ama fena topçu değilsin hani. Lakin öncelikle o sakallarını keseceksin. Ne öyle zibidi gibi..." diyerek notunu vermiştir Baba Gündüz. Bunun üzerine;
"Eyvallah Baba! Sen kes dedin de kesmedik mi? Siz yeter ki oynatın beni... Öyleyse ben hemen köşedeki berbere kestirip geleyim" bahanesiyle ortadan kaybolan Ketema'dan bir daha haber alınamaz. Adeta sırra kadem basmıştır. Aradan kırk küsür yıl geçmesine rağmen, Galatasaray'ın resmi internet sitesinde adı telaffuz edildiğine göre demek ki hala hayatından endişe edilmekte(!)
Neyse ki araştırmacı zihniyetim ağır bastı. Akıbeti hakkında önemli bilgilere ulaştım vesselam. Taraftarımız gönlünü ferah tutsun...

Yilma Ketema, ARIS kulübü ile sözleşme imzalayarak
"Etiyopya'nın ilk profesyonel futbolcusu" unvanına sahip olmuştur.
Kara bahtlı Kara Kıta'nın, "Kara Elması" olan siyahi oyuncu, berbere gitme bahanesiyle ayrıldığı Ali Sami Yen'den çıkar çıkmaz -malum İstanbul'un da yabancısı olunca- yolunu kaybetmiş. Bir süre düşündükten sonra;
nasıl olsa "bütün yollar Roma'ya çıkar" felsefesinden hareketle vurmuş kendini yollara. Sırtında forması, elinde futbol topu... Gözleri yolda! Usulca yürümeye devam eder Ketema; ta ki atalarının galadyatör olarak dövüştüğü Colosseum'u görünceye dek! Şehre adımını atar atmaz berber Enrico Vigo'ya giderek, sözünün eri bir insan olduğunu da dosta düşmana göstermekten geri kalmamıştır(!)
Roma'nın da İstanbul gibi yedi tepeli olmasında mütevellit, şehre alışmakta zorluk çekmeyen Ketema'yı sokakta top sektirirken fark eden
AS Roma kulübü yöneticileri;
"Bu adam bizim ARIS'le oynadığımız Avrupa Kupası maçında döktüren eleman değil mi?" demeye kalmadan; sömürgecilik yıllarından kalma, ata yadigarı prangalarını Ketema'ya takmaya hazırlansalar da hevesleri kursaklarında kalır. Zira, halihazırda tarihsel kan davaları bulunan
Achilles'in torunları Yunanlılar ile, Truva'dan kaçarak küllerinden Roma şehrini kuran
Truva Prensi Aeneas'ın torunları arasında bonservis sorunu peyda olmuştur. Roma'nın astronomik tekliflerine karşın, işi gurur meselesi haline getiren Yunanlıların inadı bu transferi sonuçsuz kılmıştır.
Bunun üzerine sırasıyla Yunanistan, Avusturya ve Hollanda ile devam eden; "macera dolu Amerika" ile noktalanan seyr-ü seferler neticesinde futbolculuk kariyerinin son düdüğü çalar. Futbol yaşamı boyunca birbirinden cafcaflı birçok maçta forma giymiş Ketama için, hiç şüphesiz en özel olanları
Pele'li New York Cosmos'a karşı oynadığı karşılaşmalardır.
Futbolculuğunun yanı sıra yazar, dil bilimci, piyanist ve profesyonel pul koleksiyoncusudur. Anadili olan Habeşçe (Amharic) ile birlikte İngilizce, Fransızca, Almanca ve Yunanca olmak üzere 5 lisan bilen Ketema; bu yönleriyle bir futbolcudan çok, bir fikir adamını anımsatmaktadır. Zaten berbere gitme bahanesiyle Ali Sami Yen'den firar etmesi, onun kıvrak zekasını ortaya koymakla birlikte; bir futbolsever olarak gözümdeki değerini iki satırlık
"kayıp ilanı" ile sınırlı bırakmayıp; tüm takdirimi ve hayranlığımı da kazanmasına vesile olmuştur. Sabahtan bu yana değişen kanaatlerim neticesinde anladım ki, dünya futbolunun Ketema gibi futbolculara ihtiyacı var.